Kişiden kişiye değişiklik gösteren MS’in, dolayısıyla iş durumu üzerindeki etkisi de değişiklik gösterir. Bir krizin ortasında iken -gerek tanının hemen sonrasında, gerek belirtilerin birdenbire canlandığı bir sırada- işle ilgili büyük kararlar vermek pek akıllıca olmaz. İlk olarak, acil sorunlardan kurtulmak için hastanın kendisine zaman tanıması gerekir. Sonra seçeneklerini anlamasına yardımcı olacak bilgi toplaması önerilir. Hastanın konulan tanıyı iş arkadaşlarına ve patronuna açıp açmaması kişiye kalır. Eğer tıbbi bir muayeneyi gerektiren bir iş imkanı sunuluyor ise, tanı ve/veya belirtiler konusunda dürüst olmanız iyi olur. Sesiyle, görüntüsüyle, insanlarıyla bu uzaklardaki soğuk diyara aşık oldum. Geçen hafta, Avrupa’nın en batısında, Lizbon’daydım, şimdi ise Türkiye’nin en doğusunda yolculuk ediyorum. Orada bahar vardı, burada bıçak gibi keskin bir soğuk. Batı’da refahı, mutlu insanları görmüştüm, burada diz boyu yoksulluğu, düşünceli sessiz insanları. Kars’tayım... Buralarda hava 4.30 civarında aydınlanıyor. Yola erken koyulmak için iyi bir fırsat. Ama sabah ayazı dayanılır değil. Kamçı gibi, değdiği yeri yakıyor. Bu sefer de Doğu’daki "Lezzet Durakları"nın peşine düştüm. Yönetmen Cengiz Özkarabekir de pek insafsız! Yatarken, "Beyler 06.30’da tekerlek dönecek" diye tembih etmişti. Saat tam dediği saat ve arabanın göstergesine göre dışarıdaki sıcaklık eksi 15 derece... Yollar cam gibi. Buranın şoförleri bu şartlara alışkın allahtan. Hem yavaş hem temkinli gidiyor. Ekiptekiler sabah sersemi, ses soluk çıkmıyor. Sadece radyodan bir türkü duyuyorum. Azeri türküsü. Yabancım değil, önceden çok mırıldanmışlığım var: "Deyirdin baharda görüşerik biz Bahar geldi geçti, sen gelmez oldun... / Deyirdin gapına gonaram guş tek (kuş gibi) / Guşlar ceh ceh vurdu (ötüştüler) sen gelmez oldun..."
|